Sömürgeler Bakanı'nın Yardımcısı, ajan Humpher'a kitapla ilgili şunları anlatıyor:

"Yapılması gereken işlerin yapılması esnasında siz yalnız olmayacaksınız. Son derece samimi ve sâdık meslektaşlarınızdan beş bin kişi tüm İslam ülkele-rinde bu planların uygulanmasında size yardım edeceklerdir. Sömürgeler Ba-kanlığı bu alanda gelişme kaydedildiği takdirde bu sayıyı yüz bine çıkarmayı düşünmektedir. Böyle bir grubu yetiştirmede ve gerekli yerlere yerleştirmekte de muvaffak olduğumuz takdirde hiç kuşku yok ki tüm İslam topraklarına musallat olacağız. Tüm İslam ahkâmını mahvetmeye koyulacağız. Ben sana müjde veri-yorum, bir asır zarfında istediklerimize kavuşacağız. Eğer bugünkü İngiliz nesli gelecekteki zaferleri göremeyecek olsalar bile sonraki evlatlarımız bu mutlu günleri göreceklerdir. Ne güzel söylemiş İran atasözü; öncekiler ekti biz yedik, şimdi biz ekiyoruz gelecektekiler yesin diye. Büyük Britanya İslam'ı parçala-makta muvaffak olduğu vakit, Hıristiyanlık alemi bu 12 asırda katlandığı tüm eziyet ve zahmetlerden kurtulacaktır. Müslümanlar bu süre zarfında bize çok ke-re saldırmış bir çok savaş açmışlardır. Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan haçlı savaşları gibi. Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi.

Ancak bizim İslam ile olan savaşımız Moğollar gibi sadece bir takım askerî harekâtlar ve yakıp yıkmalar, yağmalamalar değildir. Bu işte de pek acelemiz yoktur. B. Britanya Devleti ciddi bir mütalaa ve çok iyi bir planlama ile İslam'ın yok edilişi için adım atacaktır. Ve düzenli ve dakik planların uygulanmasını sa-bırla izleyecektir. Sonunda amacına ulaşacaktır. Tabii ki zaruret icap ettiği za-manlar ateşli silahlarımızla da saldıracağız. Ancak savaş son başvuracağımız yoldur. Buna da İslam topraklarında tam hakimiyet elde edince bize başkaldıranları ezmek için başvuracağız. Kuşkusuz ki İstanbul hükümdarları (Osmanlılar) çok zeki ve uyanıktırlar. Planlarımızı İslam ülkelerinde kısa vadede uygulama izni vermeyeceklerdir. Bu nedenle orta halli aileler için yaptırdığımız okullarda çocukları eğitmeliyiz. O bölgede çok sayıda kilise inşâ etmeliyiz. İçki, kumar ve fuhşu öyle yaygınlaştırmalıyız ki genç nesil dinden tamamen yüz çe-virsin. İslam ülkeleri yöneticileri arasında anlaşmazlık ve keşmekeşliği körük-lemeliyiz. Fitne ve kargaşa ateşini tutuşturmalıyız. Devlet adamlarını, esnafı ve güçlü kişileri kurnaz ve güzel Hıristiyan kadınlarının pençesine düşürmeliyiz. Bu güzel yüzlü dilberleri onların toplantılarına sokmalıyız. Tâ ki onlar siyasi ve dinî güçlerini kaybetsinler. Halk onlara kötü gözle baksın. Haklarında kötü dü-şünsün. İslam'a duydukları iman azalsın. Neticede İslam âlimleri, devlet ve halk arasındaki güçlü ilişki, birlik-beraberlik kopacak işte tam o sırada yıkıcı ve yakı-cı savaş ateşleri tutuşturulacak. Ve İslam'ın kökünü bu ülkelerde dipten kazıya-cağız".

Aynı Sömürgeler Bakanlığı'nın kısaca "böl, yok et" şeklinde özetlediği bir diğer planın da bazı maddeleri şu şekildedir:

1. İslam ülkelerinin bazı arazi, şehir ve köylerini gayrimüslimlere tahsis etmelerini teşvik etmeliyiz. Örneğin Medine'ye Yahudiler, İskenderiye Lima-nı'na Hıristiyanlar, İran'ın Yead şehrine Zerdüştler, Irak'taki Amare'ye Sabiiler (Hıristiyanlığın bir kolu), Kirman Şah'a Aliyülahiler vs. iskân edilmelidir. Lüb-nan'da Trablus Durzi kabilelere, Garz Şii Alevilere, Maskat Haricilere tahsis edilmelidir. Bu bölgeleri azınlıklara bıraktıktan sonra onları maddî, askerî ve savaş teçhizatı bakımından desteklemeliyiz. Siyasî ve askerî uzmanlar göndere-rek bu azınlıkların gelecekte Müslümanların gözüne bir diken gibi batması için ciddi bir şekilde çalışmalıyız. Onların bölgede yavaş yavaş büyümeleri, etkinlik kazanmaları ve iktidarı ele geçirmeleri Müslüman hükümetlerin yok olmasına, İslam nüfusunun zayıflamasına sebep olacaklardır.

2. Güçlü Osmanlı ve İran Devletleri'ni parçalayarak küçük yerli yönetimler icad etmek, bir taraftan da onlar ile merkezî hükümetler arasında çatışma ve an-laşmazlık çıkarmak, diğer taraftan bu gün Hindistan'da uygulanan program gibi "böl, yönet" daha açık bir dille "böl, yok et" planını uygulamak için çok dakik ve uygulanabilir bir harita hazırlanmalıdır.

3. Düzgün ve planlı bir şekilde İslamî bölgelerde uyduruk mezhep ve i-nançların propagandasını yapmalıyız. Öyle ki propaganda yapıldıktan sonra çe-şitli halk kitlelerine müsait fikrî zeminler oluşturulabilsin. Mesela İranlılar i-mamlarına karşı aşırı bir ilgi duymaktadırlar. Hüseyin Allahî mezhebi, Hz. Sa-dık'a tâbi olan mezhepler, gaip imam (Mehdi) ile Ali bin Musa Rıza hakkında aşırı mübalağada bulunarak "sekiz imamî fırkası" propagandaları yapılabilir. Bu mezhepler için uygun yerler şu bölgelerdir: Hüseyin Allahî mezhebi için Kerbela, Hz. Sadık'a tâbi olanlar için Isfahan, Mehdi'ye tâbi olanlar için Samara, Sekiz İmamî Mezhebi için Meşhed. Tabii olarak bu sahte mezheplerin propagandasını sade Şiiler arasında değil dört Sunni mezhep arasında da yay-gınlaştırmalıyız. Bu fırkalar arasında da şiddetli çatışmalar çıkarmalı, her fırka kendini Müslüman diğerini kafir, mürted ve katli vacip ilan etmelidir.

4. Zina, livata, içki içmek, kumar oynamak Müslümanlar arasında yaygın-laştırılması gereken meselelerdir. Bu fesatların yayılmasında İslam'dan önceki mezheplere bağlı kalanlardan -ki sayıları pek çoktur- azami derecede yararla-nılmalıdır.

5. Bu ülkelerde hassas işlerin sorumluluğuna, fâsit ve temiz olmayan in-sanlar tayin ettirilmeye çalışılmalı, hatta mümkün ise bunların İngiliz Sömürge-ler Bakanlığı memurlarından seçilmesi sağlanmalıdır. Bizim amaçlarımız İslam ülkelerindeki bu nüfuzlu kişilerin aracığıyla gizlice uygulamaya konulmalıdır. Elbette ki bu memur ve yöneticiler görünüşte Müslüman idareciler tarafından tayin edilecek, ancak perde arkasında Büyük Britanya Devleti Sömürgeler Ba-kanlığı ajanı olacak.

6. Arap olmayan Müslüman bölgelerde Arap dilinin yayılması önlenmeli-dir. Bu bölgelerde Kürtçe, Peştuca ve Urduca dilleri gibi millî dil ve kültürlerin propagandası yapılmalıdır. Arap kabilelerin arasında kendilerine has lehçelerin yayılmasına, fasih Arapça'nın yerini almasına özen gösterilmelidir. Böylece A-raplar'ın Kur'an ve Sünnet ile bağları kopmuş olur.

7. Devlet kurumlarında müsteşar ve uzman adıyla İngiliz casuslarının sayı-sının arttırılmasına çalışılmalı, bu vesile ile İslam ülkelerinin başkanlarının ve yöneticilerinin kararları etkilenmelidir. Bu amaca ulaşabilmenin en iyi yolların-dan biri de, çok akıllı ve kültürlü köle ve hizmetçiler yetiştirerek, emirlere, saray çocuklarına, şehzadelere ve onların eşlerine, diğer etkin kişilere satmaktır. Bu köle ve hizmetçiler gördükleri eğitim sayesinde kısa zamanda kendilerini ispat edecek ve hâkimlerin, müsteşar ve bakanların danışmanı makamına erişebile-ceklerdir.

8. Hıristiyanlığı çeşitli İslam toplumlarında maliye memurları, tabipler, mühendisler ve bunlara bağlı kişiler arasında yaymaya çalışmalıyız. Kilise, özel okul, kiliselere bağlı sağlık ocaklarının artırılması propaganda mahiyetli kitapla-rın ücretsiz dağıtımı ve Hıristiyan takviminin İslam takvimi yerine geçirilmesi gibi konulara önem verilmelidir. Müslüman toplumlardan daha iyi bilgi topla-mak ve Hıristiyanlığı yaymak amacıyla İslam topraklarında kurulan kiliselerde rahip, papaz ve rahibe adıyla İngiliz casusları görevlendirmeliyiz. Bu papaz gö-rünümlülerin bazıları İslam bilimcisi müsteşrik ve diğer adlar altında tarihî ger-çekleri tahrif etmeye çalışmalıdırlar. İslam ülkelerinin durumu hakkında gerekli bilgileri edindikten sonra İslam'ın zararına ve Hıristiyanlığın yararına makaleler yazılmalıdır.

9. Müslüman genç erkek ve kızlar arasındaki dinsizliği yaymalıyız. İslam ilkelerine yönelik şüphe ve kuşkular uyandırmalıyız. Kiliseye bağlı okullarda İslam'a ve ahlaka uymayan kitaplar dağıtmalı, gayri ahlakî ilişkiler için spor merkezleri kurmalı, gençlerin gayri Müslüman dostlar edinmelerini sağlamalı-yız. Yahudi, Hıristiyanlar ve diğer dinlere mensup gençlerin katıldığı dernekler kurmalıyız. Mümkün olan her vesileyi kullanarak Müslüman gençleri tuzağa dü-şürmeliyiz.

10. İslam ülkeleri içinde ve dışında Müslümanlar ile gayrimüslimler arasın-da çatışma ve kargaşa yaratmalı veya Müslüman fırkaları arasındaki İslam itti-hadını zayıflatmalıyız. Böylece gelişme ve ilerlemelerini engellemek amacıyla aralarında sürekli ihtilaf ve geçimsizlik yaratacak diğer meselelerle ilgilenmele-rini önlemeli ve mevcut vahdeti ortadan kaldırmalıyız. Fikrî güçlerini, millî ser-vet ve mâlî hazinelerini boşa harcatmalı, gençlerin şevk dolu faal ruhlarını orta-dan kaldırmalıyız.

11. İslam ülkelerinin tarımlarını ve diğer gelir kaynaklarını ortadan kaldır-malıyız. Tembellik ve uyuşukluğu teşvik etmeliyiz. Yeni üretim imkanlarını sekteye uğratmak için halkın bıkkınlık ve nefret duygusunu güçlendirmeliyiz. Kahvehane ve eğlence yerlerini arttırmalıyız. Halk arasında esrar ve diğer u-yuşturucu madde alışkanlığını yaygınlaştırmalıyız".

Şunu belirtmeliyim ki; yukarıdaki 11 madde geniş bir şekilde çeşitli harita, resim ve planlardan hareketle ele alınmıştır. Ben burada özetleyerek kaydet-mekle yetindim.

Ana Sayfa