Kültürsüzleşmenin Hazin Bir Örneği : Milenyum

Prof.Dr. Haydar BAŞ

Her zaman ifade ettiğimiz gibi millî ve manevî değerlerine sahip çıkmak hususunda acze düşen milletlerin varlıklarını devam ettirmeleri zor belki de im-kansızdır. İsmail Hâmi Danişmend, milleti tarif ederken şöyle demiştir: "Millet iki unsurdan oluşan bir karışım demektir. Bunlardan biri maddî, diğeri manevî unsurdur. Maddî unsur; toprak, nüfus, servet vs.dir. Manevî unsur; dil, din, örf ve adet gibi şeylerdir. Maddî unsurunu kaybetmiş yani istilaya uğramış bir millet, aradan yüzyıllar bile geçse manevî unsuru saklı kalmak şartıyla günün birisinde muhakkak dirilir. Fakat manevî binası yıkılmış bir millet için bir daha dirilme imkanı yoktur".

Bir milletin maneviyatı, maneviyatını oluşturan değerlere yabancılaşması ve başka kültürlerin yansımalarına kendini kaptırmasıyla çöküntüye uğrar ki; inkültürasyon (kültürsüzleşme) denilen de budur.

Aniden cemiyet hayatımıza giren ve 2000 yılıyla özdeşleşen milenyum kav-ramı da milletçe yabancı kültürlerin etkisi altında kalışımızın hazin bir misalidir.

2000 yılı milenyum yılı olarak medyada, basın yayın organlarında yerini almıştır. Millenyum kıyafetleri üretilmekte, milenyum koşuları düzenlenmekte-dir. Kısaca milenyum insanımızın günlük hayatına kadar girmiştir. İşin asıl şa-şılacak yanı hiç kimsenin milenyumun manasını ve ne ifade ettiğini bilmemesi-dir. Peki nedir bu milenyum? Bizim dünyamıza nasıl bu derece girivermiştir?

Milenyum kelimesinin kökü olan "mille" Latince "bin" anlamına gelir. Bu kelimeye ilk olarak I. yy'a ait olan İncil'in Patmoslu Yohanna'ya ait "Vahiy Kitabı"nda rastlanır. Burada insanlığın iyilik (Mesih) ve kötülük (Deccal) güç-leri arasında çıkacak olan savaş sonrası İsa'nın başkanlığında geçecek bin yıllık bir mutluluk çağı, şeytanın yenilmesi gibi konular figuratif bir dille anlatılır.

nin yanı sıra bir de hicret inanışı vardır ki, asıl üzerinde durulması gereken nokta da budur. Bu düşünce anayurda dönüşü ifade etmek üzere bin yılcı inanışın odak noktasını teşkil eder. Millenerianist (bin yılcı) inanışın sahiplerinin dönecekleri-ne inandıkları topraklar ise Ortadoğu ve Anadolu topraklarıdır. Daha açık ifa-deyle buralar Hz.İbrahim'den dolayı kutsal sayılan Harran ve Efes'den Demre'ye kadar uzanan hac yoludur. O halde milenyum olarak ifade edilen bin yılcı inanış Anadolu'yu yurt edinen bizler için bir tehdit unsurudur.

"Üçüncü Bin Yılın Gündemi" kitabında Papa 2. Jean Paul milleneryanist Hıristiyanlığa bir övgü, bir işaret, bir hazırlık mesajı vermektedir. Nitekim Papa 25 Aralık Noel gecesinde "Üçüncü bin yılda Asya'yı Hıristiyanlaştıralım" der-ken aslında, "bin yılcı inanışa göre kutsal kabul ettiğimiz toprakları Hıristiyan-laştıralım, artık buralara geri dönelim" işaretini vermektedir.

İşte toplum hayatımıza giren, dilden dile dolaşan, insanımızın adeta ağzına sakız ettiği milenyum kavramının milletimiz açısından ifade ettiği anlam budur.